11 Kasım 2016 Cuma

ABD BAŞKANLIK SEÇİMLERİ, ÜST AKIL - ULUSAL DEVLET ÇEKİŞMESİ: ABD'DE PENTAGON YÖNETİME EL KOYAR MI?



''Halefime tavsiye edeceğim yegane şey Generallere sırf asker oldukları için güvenlik konularında güvenmemesidir"



Bu söz öldürülmesinden kısa süre evvel Amerika Birleşik Devletleri Başkanı J.F. Kennedy tarafından sarf edilmişti. Çünkü son zamanlarda Pentagon ile arasında muazzam bir çekişme mevcuttu. Kurulduğu günden bu yana politik, askeri, dini ve ekonomik hususlarda Amerikan siyaseti kendine özgü bir sistem oluşturdu. Protestanlığın bir kolu olarak doğan Katolizmden mutlak ayrılığı, yeniden doğuş, seçilmiş millet ve tebliğ esaslarını imanı kaide belirleyen prütenlerin 1622 yasasıyla İngiltere Angalikan kilisesinden çıkarılmaları Abd New England eyaletine göç etmelerine sebebiyet verdi. Kendi inançlarını burada sürdüren prütenlik bir süre sonra Evanjelizmi doğurdu ve bugün Abd'de 100 milyon insanın mensup olduğu mezhepleşme yolundaki bir inanç Amerikan siyasetine hakim olmaya başladı. Kurucularının tamamı mason ve ekseriyeti asker olan Abd'de bugüne değin bunun iz düşümü olarak Dış İşleri Bakanlarının tamamı mason Başkan ve senatörlerin çoğu gizli örgütlerin üyeleri olurken, asker korkusu yoğun bir sivil denetim tesis etti buna karşın askeri bürokrasi ağırlığını siyasetin içerisinde hissettirmeye devam etti. Bugün Amerikan siyasetinde üniformalı generaller hergün muhtıra vermezler hatta kuvvet komutanları halk tarafından tanınmayabilir. Lakin özellikle bütçe görüşmelerinde istediklerini kopartan Pentagon yetkilileri dış politikada etkin kimi zaman ise Kennedy ve yakın zamanında üs kullanım yasasıyla alakalı Colin Powel döneminde olduğu gibi başkanlarla çatışma halinde bulunabilirler.



 Kısa süre evvel Demokratların ve Cumhuriyetçilerin yeniden çekiştiği başkanlık seçimlerinde Hillary Clinton favori adaydı ve kimilerine göre mutlaka başkan seçilecekti. Bunun temel sebepleri;

 A) Finans, silah, ilaç yani yerleşik müesses nizamın desteğini almıştı
 B) Politik tecrübesi mevcuttu
 C) Eşi Amerikan eski başkanıydı
 
 D) Dünyada bir kadın rüzgarı esiyordu. İmani olarak Meryem Ana'yı öne çıkartan bir takım lobiler siyasettede kadınların önünü açmıştı. Almanya ve İngiltere'nin Başbakanları kadın, Imf ve Fed başkanı yine kadınken, Abd'de 100 etkin Ceo'nun 50'si kadındı.

 Bütün bunlara rağmen Bayan Clinton başarısız oldu. Demokrat olmasına rağmen şahin dış politik mesajlar veren Üst Akılın temsilcisi Clinton'a bilerek veya bilmeyerek esas Üst Aklın kendileri olduğunu Amerikan halkı gösterdi. Ya da durum böyle miydi ?

 1) İki isimde lobilerin temsilcisiydi. Bu yüzden seçilenin önemi yoktu.

 2) Hillary Clinton'un özel hayatıyla ilgili şaibeler ve sağlık sorunları diğer adayın devreye sokulmasını sağlamıştı.

 3) Donald Trump gerçektende bir başkaldırının adıydı. Lobiler ve Pentagona halk desteğinide alarak çeki düzen verecekti.

 Hangi teori kabul edilirse edilsin bir takım pazarlıkların döndüğü açıktı. Şahsi elektronik posta adresi üzerinden ulusal güvenlikle alakalı mektupları paylaştığı için hakkında Fbı (Ulusal Polis Teşkilatı) tarafından soruşturma yürütülen Clinton hakkında seçimlerden yalnızca iki gün evvel herhangi bir şaibe olmadığı yine Fbı tarafından açıklandı . Fbı Amerikan bürokratik çekişmesinde ulusal devletten taraf olan yapıyı temsil etmektedir. Fetö liderine oturma izni verdirmeyen Fbı'a karşı Cıa devreye girerek bu izni aldırmıştı. Yine aynı yapının okullarına operasyon düzenleyen Fbı'a karşı Cıa dosyaları kapattırıyordu. Bu çekişme son Amerikan başkanlık yarışlarında da yaşandı. Fakat son anda Fbı Hillary Clinton'u aklayarak adeta başkan olamayacağının sinyalini vermiş oldu.
Politik geçmişi bulunmayan, Rusya ile işbirliğinden yana, Çin'i kuşatma projesini savunan, Türkiye'deki 15 Temmuz darbe girişimini şiddetle kınayan ve güçlü liderlerden hoşlanan Trump neden seçildi? Herşeyden evvel zaten çok zengin olduğu için lobilere değil servetine güvendi. Popülerdi ve istihdam ile alakalı mesajlar veriyordu. Alman kökenli bu liderin pekaz bilinen yönü ise geçmişte askeri akademide okumuş olmasıydı. Yani Abd'nin yeni başkanı asker kökenli biri oldu. Bu da yetmedi emekli Korgeneral Michael Flynn'ı kendisine danışman yaptı. Deniz Kuvvetlerinden Robert Magnus, Tümgeneral Bert Mizusawa, Tümgeneral Grey Harrel, Korgeneral Joseph Keit, Tuğgeneral Charles Cubic Trump'ın ekibindeki en önemli çalışma arkadaşları oldu. Bu kadar asker amerikan siyasetinde son zamanlarda görüldü mü? Bu bir tedbir amaçlı seçenek miydi? Öyle ya da böyle Trump dengeleri değiştirdi. Buna en ideal örnek daha başkanlık koltuğuna oturmamasına rağmen Pentagon'un tavrıdır. Pentagon son açıklamasıyla Avrupa'daki kuvvetlerini arttıracağını ve bir tugay daha takviyede bulunacağını belirtti. Yani Rusya'ya karşı ılıman mesajlar veren Trump'a karşı Rusya'nın tehdit olarak en azından Pentagon nezdinde görüldüğünü açıklamış oldu. Dünya'nın en demokrat ülkelerinden gösterilmesine karşın Amerikan siyaseti askeri darbe tehdidini en yakın Kennedy zamanında yaşadı. Öyle ki bu dönemi Türkçeye de çevrilen "Mayısta Yedi Gün" adlı roman kısmen anlatır. 1979'da ise Federal Acil Durum Yönetimi Kurulu FEMA kuruldu. Amacı özellikle doğal afet ve olağan üstü durumlarda devreye girmek olan birim Kamu Güvenliğine bağlı olarak görev yapar ve Vali ile Başkanın davetiyle devreye girer. Fakat özellikle  emekli askerlerin 1995 Oklahama bombalı saldırısını gerçekleştirmesi üzerine kendiliğinden meseleye el koymuş ve bugün ise devlet içinde devlet olan konuma ulaşmıştır. Evanjelis ekolün hakim olduğu Amerikan siyaseti için Ortadoğu olmazsa olmazdır. Çünkü kıyamet savaşı Armageddon bu coğrafyada yaşanacak İsa Peygamber ise Tanrı Krallığını burada kuracaktır. Bir taraftan dinler arası dialog ile diğer inançların ana akidelerinden saptırılması tasarlandı çünkü itikati insanlar Armagedon'a direnecek grubu oluşturuyorlardı. Hal böyleyken Trump ekibinin dialogçu Fetö'yü eleştirmesi Cıa'da da tedirginlik yarattı.
Hillary Clinton'un seçim yalnızca sandık değildir beyanatı ve seçim sonuçlarından sonra Trump'un eşinin nü fotoğraflarının servis edilmesi amerikan siyasetinde önümüzdeki günlerde kaset, dosya ve yolsuzluk savaşlarının yükseleceğini gösteriyor. Amerikan merkezli küresel sermayeye baş kaldırı Avrupa'yı da kapsayan bir geleneğin doğmasına yol açarsa Armageddon'dan önce Üst Akıl Ulusal Devlet çatışması yaşanacaktır. Bu durum aslında bazı çevrelerin iddia ettiği gibi ulus devletlerin modasının hiçte geçmediğini ispatlarken Trump Pentagon çizgisine çekilmeye çalışılacak bu da olmazsa tasfiye yöntemi seçilecektir. Tasfiye; dosya ve suikastlar üzerinden gelmezse Pentagon'un olaya müdahil olması şu anda ütopik olsada sıfır sonuçlu bir olasılık değildir. Unutulmasın ki Zombi istilasında ne yapılmalı? konusunda rapor üreten bir yapının(Pentagon), ülkesiyle alakalı tanımladığı güvenliği koruyabilmesi maksatlı darbe seçenekleri de dosyalar halinde mevcuttur .